Yavaşlama Ve Yaşamın Farkına Varma Zamanı

0

Son zamanlarda doğa olaylarını daha yakından takip etmeye başladım. Doğrusu gökyüzünün bize vermek istediği mesajlar olduğunu düşünüyorum. Teknoloji hayatımızı bu kadar kaplamadan önce insanlar doğa ve hava şartlarına çok daha uyumlu bir şekilde yaşıyormuş. Köklerimize döndükçe bizim de yaşamımızda doğayı daha fazla dinlememiz gerektiğini düşünüyorum. Uzun süredir insanoğlu içinde bulunduğu hırsların peşinden koşmaktan bu sesleri duymaz oldu.

O yüzden İstanbul’a yağan bu şiddetli kar önce bir panikletti ama sonra yerini sessizliğe bıraktı. İnsanların yaptığı gürültünün azalması bir tarafa kar tanelerinin sesi soğurduğunu biliyor muydunuz? Ortalığı kaplayan sessizliğin nedeni kar kristalleri. Bu sessiz kar tanelerinin bize getirdiği mesajın sakinleşmemiz ve yavaşlamamız olduğu kanısındayım.

Hayatımızın frenine basarak, yaşamımızın farkına varma zamanı gelmiş ise bu dönem için önerilerim:

#1 – Nefes
Nefes alıp vermek otomatik bir dürtüdür. Gün içinde hiç farkına varmayız aldığımız nefeslerin. Oysa ki doğru nefes alıp vermek hem beden hem zihin sağlığımız için oldukça gereklidir. Nefes ile oksijen alırız ve nefes ile toksinleri atarız. Hızlı yaşadığımızda genelde farkından olmadan nefesimizde bizim hızımıza uyum sağlar ve kısa kısa nefes alıp vermeye başlarız. Bu da yeterince oksijen almamızı ve vücuttaki toksinleri atamamızı sağlar. Yavaşladığımız zaman nefes alıp vermemizin de acelesi kalmaz ve daha uzun nefeslerle vücudumuzun ihtiyacı olan oksijeni bol bol alırız.
Rahatlamak ve stresten uzaklaşmak için de 4-7-8 nefes tekniğini deneyebilirsin. 4 sn nefes al, 7 sn tut ve 8 sn de aldığın nefesi vermeye dene. Bunu rahatlayana kadar tekrar et.

#2 – Anda kal
Sürekli geçmişi kafamızda tutup, gelecek için kaygı ve endişe taşıyarak anda kalamayız. Şimdiki anda bunların hiç biri yoktur. Sadece yaşadığımız an vardır, zaman yoktur. Zaman kavramını da ortaya çıkartan biziz. Oysa ki şuana odaklanırsan orada duymadığın sesleri, hissetmediğin dokuları, kokuları, renkleri göreceksin. Bunun için nefesine daha fazla odaklan. Pilates, yoga ve meditasyonda yapabilirsin. Ama bunları yaparken kafanda işteki sorunlarını, yarın yapacaklarını düşünme. Zihninin içinde olup bitenlerle ilgilenme. Eğer başka bir egzersiz yapıyorsan da sadece vücudunda hangi kasların çalıştığına odaklan. Göreceksin kendinizi çok daha sağlıklı, huzurlu ve mutlu hissedeceksin.

#3 – Yavaş ye
‘Fast food’ çıktıktan sonra yeme alışkanlıklarımız da buna uyumlandı. Hızlı yemek. Neden peki? Zamanımız yok, o yüzden hızlı hızlı yiyip ne yediğimizin farkında olmadan midemizi bir şeylerle doldurmalıyız. Oysa ki sahip olduğumuz tat alma duygusu ne kadar önemli bir duyumuz. Yerken uzun uzun çiğneyip ne yediğimizin farkında olarak, içindeki malzemelerden kokusuna kadar yediğimiz her şeyi hissederek yemek varken neden acele edelim ki?
Yerken acele etme. Her şeyin farkında ol. Hızlı yemekler yüzünden kimse ne zaman doyduğunun bile farkında değil. Yavaş çiğne ki beynin sana doyduğunun sinyallerini verebilsin. Ve yemek yediğin zaman başka bir şeyle ilgilenmeden sadece yemek ye.

#4 – Arabanı yavaş kullan
Sürekli acelemiz olduğundan araba kullanışımızda acele acele. Kimse kimseye yol versin, herkes birbirinin önüne geçmeye çalışsın, hep bir yere yetişme telaşı içindeyiz. Araba kullanırken elimizde de telefonlar, sonra bir bakıyoruz park ediyoruz arabayı. Ama ne araba kullandığımızdan bir şey anlıyoruz, ne yolların farkındayız, ne çalan müziğin farkındayız.
Bir sonraki arabanı kullanırken daha yavaş ol. Yolların, insanların farkına var. İnsanlara yol ver, gülümse. Arabayı nasıl kullandığının farkında ol. Çalan müziğin sözlerine kulak ver. Ve nefes aldığını fark et.

#5 – Daha azı ile yetin
Daha azıyla hayatını devam ettirebiliyorken zihnimizi kalabalıklaştırdığımız gibi neden hayatımızı da karmaşıklaştırıyoruz ki? Her şeyin daha fazlası aslında hayatımıza bir yük getiriyor fark ettirmeden. Daha çoğuna sahip olma uğrunda harcadığımızın zamanı düşünmüyoruz. Etrafımız bu kadar kalabalıkken nasıl hayattan zevk alabiliriz ki? Ne kadar az şeye sahip olursak o bizi daha huzurlu ve mutlu hissettirecek. O yüzden etrafına daha çok bak. Hayatın, evin nasıl gözüküyor? Daha azıyla yetinebilir misin? O zaman hiç durma ve hayatını sadeleştirmeye bugünden başla.

#6 – İnterneti sınırla
Düşünün ki bir arkadaşınıza zaman ayırmışsınız, sohbet ediyorsunuz ama onun gözü sürekli telefonunun üzerinde. Bu tip manzaralar artık çok normal gelmeye başladı hepimize. Konuşmadan elinde telefonlarla masalarında meşgul olan insanlar. Eğer yavaşlamak ve hayatın daha farkına varmak istiyorsan televizyon, internet, eposta gibi uyarıcıları hayatından biraz uzak tutman gerekir. Bunlar bizi anın dışına çıkartıp farkındalığımızı azaltan en önemli faktörler. Günde önce yarım saat ile başla sonra bir saat, sonra ne kadar kalabiliyorsan. Belki de o kadar çok hayatında bunlara ihtiyacın yok, ne dersin?

#7 – Sevdiklerinle vakit geçir
Hızlı koşturmanın içinde sevdiklerimize de pek vakit ayırmıyoruz. Oysa ki sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek ve birlikte olmak mutluluk hissi verir. Yaşadığımızı hissettirir. Ama o zamanları da sadece yapılması gerekenler listesindeki bir madde olarak değil gerçekten de orada onların verdiği sevgiyi hissederek ve karşılığını da onlara aynı şekilde vererek bulun. Tüm varlığınla orada olabilir ve anın içinde kalırsan sana hissettirdiği huzuru ve mutluluğu fark edeceksin.

Sevgiyle Kal,

Esin

Share.

About Author

Leave A Reply