Gülümse

0

Hadi aklına gülümsemek için bir minik neden getir.. Kapat güzel gözlerini ve kocaman gülümse.. Dur bir tahmin edeyim seni gülümseten o her neyse aklına getirdiğin içinde sevgi var dimi..Tabi ki en derindeki neden sevgi de sen hadi bozma o güzel gülüşünü, tadını çıkar biraz daha..

Nasıl yakışır insana sevmek.. Sevgi varsa nasılda dağılır tüm negatif duygular.. Düşünsene birini sevdiğinde sevdiğin dış görünüşünden sıyrılır.. İlgilenmezsin bedeniyle.. Ona ait negatif hiçbir şey görmezsin…Senden ona akan bir sevgi bağı varsa kalanı önemsiz detaylardır.. Görmezsin.. Yalnızca o sevgiyle beslenirsin…

Sevgi böyle gözümüzü bağlayan bir duygudur.. Ve de insana en çok yakışan duygu..

Şimdi bir çoğunuz diyor duyuyorum.. Ne geldiyse başıma sevmekten geldi.. Evet bazen isler yolunda gitmeyebiliyor koşulsuz sevdiğimizde.. Buda bu yaşamın riski.. Başka bir ruhsa eğer kalbimizi açtığımız, her şey her zaman hak ettiğimiz gibi olamayabiliyor.. Negatife dönüştüğünde her şey bulunduğumuz yerden içimizdeki özün gücüyle kalkıyor, geride kalanın son kırıntılarını ruhumuzdan silkeliyoruz.. Ve kalp duvarımıza koyduğu o kocaman tuğladan dolayı kendisine teşekkürlerimizi sunarak yolumuza devam ediyoruz.. Evet bu durum her yaşandığımızda kendimizden, özümüzden biraz daha uzaklaşıyoruz. Ve hep diyoruz ki o ilk deli gibi sevdiğim sevgili gibi olamayacak hiç kimse.. Olamaz tabii çünkü sen o ilk kalbini koşulsuz açan sen değilsin ki.. Bi düşün..

Ama eksilen saflığımızla sonrasında sevmekten de ali koymuyoruz kendimizi tüm bu yaralanmalarımıza rağmen..

Çünkü var olmamızın temel nedeni sevgi.. Ve buda içinde var olduğumuz yasam döngümüz..

Kimseyi suçlamadan önce, seviyoruz diyoruz da, pür ve katıksız mı seviyoruz.. Hadi düşünün bakalım nasıl seviyoruz?

Japon düşünür Masumi Toyotome’nin sevgi üzerine söylediklerini sizlerle paylaşmak istiyorum… Belki özümüzü ararken kalbimizdeki duvarları kırmamıza yardım eder.. Belki nasıl sevdiğimize ayna olur söyledikleri.

“Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir” diye başlıyor Toyotome. “Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?” diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor. “Sevgi üç türlüdür!…”

Birincinin adi “Eğer” türü sevgi!.. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar… Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome “En çok rastlanan sevgi türü budur” diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen sevgi… “Sevenin, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaâd edilen bir sevgi türüdür bu” diyor yazar… “Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır.”

Hadi burada sakince bir etrafınıza ve sevdiklerinize bakin.. Var mı “eğer” türü sevdiğimiz?.. Unutmayın bu yolculukta dürüst olmaya söz verdiniz.. Hadi itiraf edin kendinize ve yolunuza devam edin!! Birde madalyonun diğer tarafı var.. Peki sizi “eğer” turu sevgi ile seven var mi? Lütfen öz eleştirinizi tamamlamadan ikinci tur sevginin ne olduğu öğrenmeye geçmeyin..

İkinci türe geçiyoruz: “Çünkü” türü sevgi.. Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: ”Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe veya şarta bağlıdır”. Örnek mi? “Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin. (Yakışıklısın!).” “Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki…” “Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki…” “Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki…” Yazar, çünkü türü sevginin, eğer türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi, bir beklenti şartına bağlı olduğundan, büyük ve ağır bir yük hâline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hoş bir şeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün, “Eğer” türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana… İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar.

Hadi kendimize, kalbimize sormaya devam ediyoruz.. Peki ya “çünkü” diye başlayarak sevdiklerimiz.. Yada bizi “çünkü” diyerek sevenler.. Tamamlamadan son sevgi türüne geçmiyoruz..

Üçüncü tür sevgi, benim “Rağmen” diye adlandırdığım türdür diyor yazar. Bir şarta bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için eğer türü sevgiden farklı bu… Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için çünkü türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan “Bir şey olduğu için” değil, “Bir şey olmasına rağmen” sevilir. Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor “rağmen” sevgiyi.. “Bugün hayatımızı sürdürebilmenizin nedeni rağmen türü sevgiyi şu anda yaşamanız veya bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır.”

Bu ucuncu tur sevgi senin kaçamak cevabin olmasın… Ben zaten etrafımdaki tüm sevdiklerimi her şeye rağmen seviyorum deme sakin.. Bir düşün sence, seni kendine ne kadar yakınlaştırır bu kaçamak cevap.. Dürüst olman gerektiğini hatırlatarak, seni kendinle baş başa bırakıyorum..

Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome… “Bu gün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok” diye açıklıyor… Anlatıyor.. “Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi başkasından beklemektedir.” Bu durumda herkes başkasından beklerken neden bi yerden başlamayız..

İlk başlayacağımız yer kendimiz.. Her şeye rağmen kendimizi sevmeliyiz hayatta ilk ve en değerlimiz özümüz..

Önce sorgulamalarını bitir..Neden ve kimleri hangi tur seviyorsun?? Netleştir, aydınlan… Devamında derin bir nefes al..Temizle güzel ciğerlerini.. Ve basla kendini her şeye “rağmen” sevmeye..

 

Sevgiyle,

 

Share.

About Author

Leave A Reply